Bir Anadolu şehrinin kaderini değiştirmek için bazen yüzyıllar gerekir; bazen de tek bir adamın kararlılığı dört buçuk yıl içinde yüzyıllık izler bırakabilir. Konya için bu ikinci durumun adı Avlonyalı Mehmet Ferit Paşa'dır. 1898-1902 arasında Konya Valiliği yapan bu Arnavut asıllı Osmanlı devlet adamı; şehre içme suyu, modern yollar, okullar, sanayi mektebi ve müze kazandırmış, sonra sadrazamlığa yükselmiştir. Gelin, Konya'nın bu büyük dönüştürücüsünü birlikte tanıyalım.
Bir Arnavut Beyinin Osmanlı Bürokrasisine Yükselişi
Ferit Paşa, 1851'de bugün Yunanistan sınırları içindeki Yanya'da doğdu; "Avlonyalı" lakabı, babası Mustafa Nuri Paşa'nın Avlonya Mutasarrıfı olmasından gelir. Soyu baba tarafından Kaptan-ı Deryalardan Güveği Sinan Paşa'ya, anne tarafından ise Tepedelenli Ali Paşa'ya dayanır. Yanya'da rüştiye ve Rum Lisesi'ni bitirdikten sonra özel hocalardan yedi yıl Arapça, Fransızca, İtalyanca ve Rumca dersleri aldı; Türkçe, Osmanlıca, Farsça, Arnavutça dahil sekiz dil bilen nadir devlet adamlarından biri oldu. 1867'de Resmo Cinayet Mahkemesi Başkâtipliği ile başladığı memuriyeti, Kandiye, Girit, Bosna, Bulgaristan ve Diyarbekir'de sürdü — imparatorluğun dört bir yanını yakından tanıyan bir bürokrat olarak yetişti.
Konya Valiliği: 27 Mart 1898 - 30 Kasım 1902
Ferit Paşa, Bosna'da tanıdığı Gazi Osman Paşa'nın padişaha kefil olmasıyla Konya Valiliği'ne atandı; 27 Mart 1898'de vezirlik rütbesiyle göreve başladı. Yaklaşık dört buçuk yıl süren bu valilik, Konya'yı "Osmanlı döneminde uzun zamandır görmediği bir imar faaliyetine" sahne yaptı — şehir adeta yeniden inşa edildi.
Konya'nın İçme Suyu Sorununa Çözüm: Çayırbağı Suyu
Ferit Paşa'nın en dikkat çekici icraatı, şehrin yüzyıllardır süren susuzluk sorununu çözmesiydi. Konya'nın yaklaşık 23 km güneybatısındaki Çayırbağı köyünün kaynak suyunu şehre getirmeye karar verdi: halktan 16 bin altın lira toplandı, Belçika'dan demir borular getirildi, su önce istasyon bölgesine taşındı, ardından Alâeddin Tepesi'nde bir su haznesi inşa edildi — halk arasında "Ferit Paşa Maksemi" olarak anılan bu yapı bugün hâlâ ayakta. Buradan şehrin dört bir yanına yeni bir şebekeyle su dağıtıldı ve proje 1902'de büyük bir törenle hizmete açıldı. Yüzyıllardır susuzlukla boğuşan bir Anadolu şehrine temiz, sürekli içme suyu sağlanması hem halk sağlığını hem sosyal hayatı köklü biçimde değiştirdi.
Eğitim Yatırımları: Sanayi Mektebi'nden İdadî'ye
Ferit Paşa'nın en kalıcı miraslarından biri eğitim alanındaydı. Konya'nın tarihi Bedesteni'nin yerine, vilayet başmühendisi Şefik Bey'in tasarımıyla inşa edilen Hamidiye Sanayi Mektebi Eylül 1901'de eğitime açıldı; bu yatılı sanat okulu I. Dünya Savaşı'nda cepheye çorap ve fanila üretecek, 1915'te Konya'ya gelen sessiz sinemanın ilk gösterimine ev sahipliği yapacak, bugün ise Konya Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı olarak kullanılacaktı. Aynı dönemde bugünkü Konya Lisesi'nin (Taş Mektep) çekirdeği olan İdadî Mektebi yeniden düzenlendi; ayrıca bir Numune Kız Okulu, 10 rüştiye, çok sayıda iptidai okul ve bir Darulmuallimin (öğretmen okulu) açıldı — Konya, bu hamleyle Anadolu'nun eğitim merkezlerinden biri hâline geldi.
Güvenlik, Yönetim ve 500 Kilometre Yol
Göreve geldiğinde eşkıyalığın yaygın olduğu bir şehirle karşılaşan Ferit Paşa; eşkıyayla sert biçimde mücadele etti, geceleri devriyeye çıkarak asayişi düzeltti, yolsuzluğa el koydu ve liyakat sistemini güçlendirdi — halkın devlete güvenini yeniden tesis etti. Ulaşımda da dönemine göre olağanüstü bir atılım yaptı: toplam 500 kilometreyi aşan yol yapıldı, istasyon ile şehir merkezi arasında bugün Atatürk Caddesi olarak bilinen geniş cadde açıldı ve Selanik'ten getirilen atlı tramvay Konya'nın ilk toplu taşıma aracı oldu. Atatürk'ün 1920'deki ilk Konya ziyaretinde tren istasyonunda karşılanması, doğrudan Ferit Paşa'nın açtığı bu caddenin bir sonucuydu.
Sanayi, Sulama ve Kültür: Konya Ovası'ndan Müzeye
Ferit Paşa, Konya'nın halıcılık sanayini canlandırmaya çalıştı ve un fabrikalarının temellerini attı. En vizyoner projesi ise Beyşehir Gölü'nden kanallarla Konya Ovası'nı sulamayı öngören Konya Ovası Sulama Projesi'ydi; etütleri onun valiliği döneminde başlayan proje, ihalesi sadrazamlığında (1907) yapılıp 1908-1914 arasında tamamlanarak ovayı Anadolu'nun en verimli tarım alanlarından birine dönüştürdü. Aynı dönemde kurduğu müze — bugünkü Konya Arkeoloji Müzesi'nin çekirdeği — çevredeki tarihi eserleri toplayıp korumaya başladı, Selçuklu yapılarının restorasyonuna da öncülük etti.
Sadrazamlık ve Son Yıllar
Konya Valiliği, Ferit Paşa için bir sıçrama tahtası oldu: 15 Ocak 1903'te II. Abdülhamid tarafından sadrazamlığa atandı ve Jön Türk İhtilali öncesi son sadrazam olarak Osmanlı tarihine geçti. 22 Temmuz 1908'e kadar süren görevinde Makedonya krizi ve Jön Türk muhalefetiyle uğraştı; II. Meşrutiyet'in ilanıyla görevden alındı. Sonraki yıllarda Ayan Meclisi üyeliği, İçişleri Bakanlığı ve Aydın Vali vekilliği yaptı; kalp rahatsızlığı nedeniyle gittiği İtalya'nın San Remo şehrinde 8 Aralık 1914'te vefat etti, cenazesi Avlonya'ya götürülüp aile mezarlığına defnedildi. Önemli not: Avlonyalı Ferit Paşa, Milli Mücadele döneminin sadrazamı Damat Ferit Paşa (1853-1923) ile sıkça karıştırılır — bunlar iki ayrı kişidir.
Ferit Paşa'nın Konya Mirası
Bugün Konya'da yürürken onun izinden geçmemek neredeyse imkânsız: Atatürk Caddesi, Alâeddin Tepesi'ndeki Ferit Paşa Maksemi ve Çeşmesi, Hamidiye Sanayi Mektebi binası, Konya Lisesi'nin çekirdeği, Konya Arkeoloji Müzesi'nin ilk envanteri, Konya Ovası'nı besleyen sulama kanallarının temelleri — hepsi dört buçuk yıllık bir valiliğin somut mirası. Daha soyut olanı ise, Ferit Paşa'nın Konya'yı bir Osmanlı taşra kasabasından modern bir Anadolu şehrine dönüştüren ilk vali olarak anılmasıdır.
Rehberin Notu
Bir sonraki Konya ziyaretinizde Atatürk Caddesi'nde yürürken, Alâeddin Tepesi'ndeki maksemden su içerken ya da Sanayi Mektebi'nin taş cephesinin önünden geçerken bir an durup düşünün: bu caddeyi, bu suyu, bu okulları ilk düşünen ve yaptıran adamın adı Avlonyalı Ferit Paşa'ydı. Jön Türk İhtilali öncesi son sadrazam, Konya'nın kaderini değiştiren vali, sessizce San Remo'da ölüp Avlonya'ya gömülen bir devlet adamı — Konya'yı tanımak, biraz da onu tanımaktır.